Boşanma Sebepleri Nelerdir?
06.1 / MAKALE

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Boşanma Sebepleri Nelerdir?

Türk hukukunda boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanunu m.161-166 arasında düzenlenmiştir. Kanunda yer alan boşanma sebepleri, genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Türk hukukunda boşanma sebepleri sınırlı sayıda düzenlendiğinden, eşlerin kanunda öngörülmeyen bir nedene dayanarak boşanma davası açması mümkün değildir. 

I. GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ 

A. EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASI 

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, Türk Medeni Kanununda düzenlenen genel boşanma sebeplerinden biridir. Türk Medeni Kanununun 166. Maddesine göre, evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. 

Uygulamada 'evlilik birliğinin temelinden sarsılması' veya 'şiddetli geçimsizlik' şeklinde de ifade edilmektedir. Evlilik birliğinin sarsılması, kanunda tek tek sayılmış belirli olaylarla sınırlı değildir. Bu nedenle somut olayın özelliklerine göre farklı davranış ve uyuşmazlıklar bu kapsamda değerlendirilebilir. Ancak her evlilik içi anlaşmazlık tek başına evlilik birliğinin sarsıldığı anlamına gelmez. Mahkeme tarafından tarafların ileri sürdüğü olayların evlilik birliğine etkisi, olayların niteliği ve tarafların ortak hayatı sürdürmelerinin beklenip beklenemeyeceği somut olayın özellikleri çerçevesinde değerlendirilir. 

B. ANLAŞMALI BOŞANMA 

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma konusunda ve boşanmanın hukuki sonuçları üzerinde karşılıklı olarak anlaşmaları halinde başvurabilecekleri bir boşanma yoludur. 

Türk Medeni Kanununun 166. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya eşlerden birinin açtığı boşanma davasını diğer eşin kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu durum geçimsizlik karinesi olarak kabul edilmektedir. Ancak bu düzenleme, eşlerin yalnızca “boşanmak istiyoruz” şeklindeki beyanlarını yeterli görmemektedir. Boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin; 

  • Tarafları bizzat dinlemesi, 
  • Tarafların boşanma yönündeki iradelerini özgür iradeleriyle açıkladıklarına kanaat getirmesi,
  • Boşanmanın mali sonuçları konusunda tarafların vardığı düzenlemeyi uygun bulması,
  • Varsa çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi çocukların menfaatleri bakımından uygun bulması gerekmektedir. 

Dolayısıyla anlaşmalı boşanma, yalnızca tarafların boşanma konusunda uzlaşmasından ibaret değildir. Boşanmanın sonuçları üzerinde de hukuken geçerli ve uygulanabilir bir anlaşmanın bulunması gerekir. 

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları Nelerdir? 

Anlaşmalı boşanma davasının kabul edilebilmesi için temel olarak aşağıdaki şartların gerçekleşmesi gerekir.

1. Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması 

Anlaşmalı boşanmanın en önemli şartlarından biri, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır. Evlilik bir yılını doldurmamışsa TMK m. 166/III kapsamında anlaşmalı boşanma yoluna başvurulamaz. Bu durumda tarafların boşanma konusunda anlaşmış olmaları tek başına anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. 

2. Eşlerin Boşanma Konusunda Anlaşmış Olması 

Tarafların boşanma iradelerinin karşılıklı ve özgür biçimde ortaya konulması gerekir. 

Eşler birlikte başvurabilecekleri gibi, eşlerden biri tarafından açılan boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesi de mümkündür. Ancak davanın kabul edilmesi, tek başına anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli değildir. Hâkimin tarafları bizzat dinlemesi ve diğer yasal şartların da gerçekleşmesi gerekir. 

Burada “eşlerin birlikte başvurması” ifadesinin, mutlaka dava dilekçesinin her iki eş tarafından birlikte hazırlanıp sunulması anlamına gelmediğini de belirtmek gerekir. Önemli olan, kanunda öngörülen şartlar çerçevesinde tarafların anlaşmalı boşanma iradesinin ortaya konulmasıdır. 

3. Boşanmanın Mali Sonuçları Üzerinde Anlaşılması 

Anlaşmalı boşanma protokolünde, tarafların boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hak ve taleplerinin açıkça düzenlenmesi gerekir. 

Bu kapsamda somut olayın özelliklerine göre; 

  • Maddi tazminat, 
  • Manevi tazminat, 
  • Yoksulluk nafakası, 
  • İştirak nafakası, 
  • Tedbir nafakası, 
  • Mal rejiminden kaynaklanan talepler, 
  • Ziynet ve benzeri talepler 

bakımından tarafların iradelerinin açık ve tereddüde yer vermeyecek şekilde ortaya konulması önem taşır. 

Tarafların bu konularda anlaşmaya varmaları, ileride ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından da büyük önem taşır. 

Nitekim anlaşmalı boşanma kapsamında tarafların boşanmanın mali sonuçları konusunda bir düzenleme yapması ve bu düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması kanuni bir zorunluluktur. 

4. Varsa Çocukların Durumu Hakkında Anlaşılması 

Tarafların müşterek çocuklarının bulunması hâlinde, çocukların boşanma sonrasındaki durumunun da

düzenlenmesi gerekir. 

Özellikle; 

Velayet, 

  • Çocuk ile diğer ebeveyn arasında kişisel ilişki kurulması, 
  • İştirak nafakası, 
  • Çocuğun eğitim ve bakım giderlerine ilişkin hususlar 

dikkatle ele alınmalıdır. 

Burada temel ölçüt, yalnızca anne ve babanın anlaşması değil, çocuğun üstün yararıdır. 

Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak protokolde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Ancak hâkimin önerdiği değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi gerekir. 

C. ORTAK HAYATIN YENİDEN KURULAMAMASI 

Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak 1 yıl geçmesi halinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. 

II. ÖZEL BOŞANMA SEBEPLERİ 

Türk Medeni Kanununda genel boşanma sebeplerinin yanı sıra, kanunda sınırlı olarak sayılan bazı özel boşanma sebepleri de düzenlenmiştir. Bu sebeplerin her biri, kanunda belirtilen kendine özgü şartların gerçekleşmesi halinde boşanma davasına konu olabilir. Özel boşanma sebepleri şunlardır; 

A. ZİNA 

Türk Medeni Kanununun 161. Maddesinde düzenlenen zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken diğer eş dışında bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesidir. 

Zina, kanunda mutlak boşanma sebeplerinden biri olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, zina fiilinin gerçekleştiğinin ispatlanması halinde, ayrıca ortak hayatın çekilmez hale geldiğinin ortaya konulması gerekmez. 

Zina nedeniyle boşanma davası açma hakkı belirli sürelere tabidir. Buna göre, zina fiilini öğrenen eş, öğrenme tarihinden itibaren altı ay içinde boşanma davası açmalıdır. Her halde, zina fiilinin gerçekleşmesinden itibaren beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Bu sürelerin geçirilmesi halinde zina sebebine dayanılarak boşanma davası açılması mümkün değildir. 

Ayrıca, zina fiilini affeden eşin dava hakkı bulunmamaktadır. Affetme açık bir irade beyanıyla gerçekleşebileceği gibi somut olayın özelliklerine göre davranışlardan da anlaşılabilir. Ancak affın varlığı her olayın kendi koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir.

B. HAYATA KAST VE PEK KÖTÜ VEYA ONUR KIRICI DAVRANIŞ 

Türk Medeni Kanununun 162. Maddesinde düzenlenen hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, özel ve mutlak boşanma sebeplerindendir. 

Hayata kast, eşlerden birinin diğer eşin yaşamına son verme amacıyla gerçekleştirdiği davranışları ifade eder. Bu kapsamda, eşin diğer eşin hayatına yönelik doğrudan ve kasten gerçekleştirdiği saldırılar hayata kast sebebine dayanılarak boşanma davasına konu olabilir. 

Pek kötü muamele ise eşlerden birinin diğer eşe yönelik fiziksel veya ruhsal bütünlüğünü ciddi şekilde ihlal eden davranışlarını kapsar. Fiziksel şiddet, özgürlüğün kısıtlanması veya eziyet niteliğindeki davranışlar, somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir. 

Onur kırıcı davranış ise eşlerden birinin diğer eşin kişilik haklarını ve onurunu ağır şekilde zedeleyen davranışlarda bulunmasıdır. Ancak her tartışma, kırıcı söz veya davranış onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirilmez. Davranışın niteliği, ağırlığı ve somut olayın koşulları dikkate alınarak değerlendirme yapılır. 

Türk Medeni Kanunu m.162 uyarınca, bu sebeplere dayanarak boşanma davası açma hakkı belirli sürelere tabidir. Buna göre, boşanma sebebini öğrenen eşin öğrenme tarihinden itibaren altı ay, her halde olayın gerçekleşmesinden itibaren beş yıl içerisinde dava açması gerekmektedir. Ayrıca affeden tarafın dava hakkı bulunmamaktadır. 

C. SUÇ İŞLEME VE HAYSİYETSİZ YAŞAM SÜRME 

Türk Medeni Kanunu’nun 163. maddesinde suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, özel boşanma sebepleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi nedeniyle diğer eş açısından ortak hayatın sürdürülmesinin kendisinden beklenemeyecek hâle gelmesi durumunda boşanma davası açılabilir. 

Küçük düşürücü suç, toplumun değer yargıları bakımından kişiyi itibarsızlaştıran ve diğer eş açısından evlilik birliğinin sürdürülmesini güçleştiren suçları ifade eder. Ancak her suçun bu kapsamda değerlendirilmesi mümkün değildir. Suçun niteliği ve somut olayın koşulları dikkate alınarak değerlendirme yapılır. Örneğin hırsızlık, dolandırıcılık veya cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen bazı suçlar, somut olayın özelliklerine göre küçük düşürücü suç kapsamında değerlendirilebilir. 

Haysiyetsiz hayat sürme ise eşlerden birinin toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan ve süreklilik gösteren bir yaşam tarzını benimsemesini ifade eder. Burada tek seferlik veya geçici bir davranıştan ziyade, belirli bir süre devam eden ve diğer eş açısından ortak hayatın sürdürülmesini çekilmez hâle getiren bir yaşam biçiminin bulunması aranır. Örneğin kumar alışkanlığı, sürekli olarak randevu evi işletmek veya fuhuş yapmak gibi davranışlar, somut olayın özelliklerine göre bu kapsamda değerlendirilebilir. 

Bu boşanma sebebine dayanılabilmesi için, eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemiş veya haysiyetsiz bir hayat sürmekte olması tek başına yeterli değildir. Aynı zamanda bu durum nedeniyle diğer eşten ortak hayatı sürdürmesinin beklenememesi gerekir.

Zina, hayata kast veya onur kırıcı davranıştan farklı olarak, TMK m. 163 kapsamında boşanma davası açılması için kanunda özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Ancak haysiyetsiz hayat sürme iddiasının süreklilik arz eden bir yaşam biçimine dayanması ve somut olayın koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. 

Ç. TERK 

Terk nedeniyle boşanma, Türk Medeni Kanununun 164. Maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Buna göre eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla diğer eşi terk etmesi veya haklı bir sebep bulunmaksızın ortak konuta dönmemesi halinde, kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesiyle terk nedeniyle boşanma davası açılabilir. 

Terk edilen eşin dava açabilmesi için öncelikle ayrılığın en az altı ay sürmüş olması gerekir. Bununla birlikte, terk edilen eşin istemi üzerine hakim veya noter aracılığıyla terk eden eşe ortak konuta dönmesi yönünde ihtar yapılmalıdır. İhtar, terk tarihinden itibaren dördüncü ayın tamamlanmasından sonra istenebilir ve ihtarın terk eden eşe tebliğinden itibaren ortak konuta dönmesi için iki aylık süre tanınır. Bu sürenin sonunda eşin haklı bir neden olmaksızın ortak konuta dönmemesi halinde boşanma davası açılabilir. 

Bu kapsamda, terk nedeniyle boşanma davasında altı aylık ayrılık süresi ve usulüne uygun ihtar prosedürünün yerine getirilmesi, dava hakkının doğması bakımından büyük önem taşımaktadır. 

D. AKIL HASTALIĞI 

Akıl hastalığı nedeniyle boşanma da Türk Medeni Kanunu 165. Maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Buna göre eşlerden birinin akıl hastalığına yakalanması ve bu hastalığın ortak hayatın diğer eş açısından çekilmez hale gelmesine neden olması durumunda boşanma davası açılabilir. 

Ancak eşlerden birinin akıl hastası olması tek başına boşanma davası açılması için yeterli değildir. Kanun uyarınca, akıl hastalığının ortak yaşamı diğer eş için çekilmez hale getirmesi ve hastalığının geçmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmesi gerekmektedir. 

Akıl hastalığı evlenmeden önce mevcut olabileceği gibi evlilik birliği devam ederken de ortaya çıkabilir. Bununla birlikte, hastalığın evlenmeden önce mevcut olması halinde olayın koşullarına göre farklı hukuki sonuçlar meydana gelebileceğinden, somut olayın özelliklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir. 

Sonuç olarak, akıl hastalığı nedeniyle boşanma davasında, yalnızca hastalığın varlığı yeterli olmayıp; hastalığın ortak hayatı çekilmez hale getirmesi ve iyileşme olasılığının bulunmadığının usulüne uygun sağlık kurulu raporuyla ortaya konulması gerekmektedir. Bu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde Türk Medeni Kanunu 165. Madde kapsamında boşanma davası açılması mümkün olabilir. 

E. SONUÇ 

Türk hukukunda boşanma sebepleri, Türk Medeni Kanununda sınırlı sayıda düzenlenmiş olup genel ve özel boşanma sebepleri şeklinde iki ayrı grupta ele alınmaktadır. 

Boşanma davasında hangi hukuki sebebe dayanılacağının belirlenmesi, somut olayın özelliklerine göre

yapılmalıdır. Her boşanma sebebinin kendine özgü şartları, ispat kuralları ve bazı durumlarda hak düşürücü süreleri bulunmaktadır. Bu nedenle boşanma sürecinde yaşanan olayların hukuki niteliğinin doğru şekilde değerlendirilmesi, dava sürecinin sağlıklı yürütülmesi açısından önem taşımaktadır. 

Özellikle zina, hayata kast veya onur kırıcı davranış gibi özel boşanma sebeplerinde kanunda öngörülen sürelerin dikkate alınması gerekirken; anlaşmalı boşanmada tarafların boşanmanın mali sonuçları ve varsa müşterek çocukların durumu hakkında anlaşmaya varmaları gerekmektedir. Bu sebeple her boşanma süreci, tarafların içinde bulunduğu koşullar ve somut olayın özellikleri çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmelidir. 

Boşanma sürecine ilişkin hukuki durumunuzun değerlendirilmesi, hangi boşanma sebebine dayanılacağının belirlenmesi ve dava sürecinde hak kaybına uğranmaması açısından somut olayın bir hukukçu tarafından incelenmesi önem taşımaktadır. Boşanma ve aile hukukuna ilişkin hukuki danışmanlık almak için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz. 

F. SIK SORULAN SORULAR 

Her aldatma zina sayılır mı? 

Hayır. Hukuki anlamda zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesini ifade eder. Her sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış zina kapsamında değerlendirilmez. 

Haysiyetsiz hayat sürme nedir? 

Haysiyetsiz hayat sürme, eşlerden birinin toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan ve süreklilik gösteren bir yaşam tarzını benimsemesi olarak ifade edilebilir. 

Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme nedeniyle dava açmak için belirli bir süre var mı? 

Türk Medeni Kanunu m. 163 kapsamında özel bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Ancak somut olayın özellikleri ve ortak hayatın diğer eş açısından sürdürülebilir olup olmadığı değerlendirilir. 

Anlaşmalı boşanmada hakim protokolü değiştirebilir mi? 

Evet. Hakim, tarafların ve varsa çocukların menfaatlerini dikkate alarak anlaşmalı boşanma protokolünde gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Ancak yapılan değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi gerekir. 

Hangi durumlarda terk iradesinden söz edilemez? 

Terk olgusunun kabul edilebilmesi için eşin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini ihlal etmek ve ortak yaşamı sürdürmemek amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle tutukluluk, askerlik, zorunlu görev veya geçici ve haklı sebeplerle ortak konuttan ayrılma gibi durumlarda terk iradesinden söz edilemez. Ayrıca, diğer eş tarafından ortak konutu terk etmeye zorlanan veya haklı bir sebep olmaksızın eve dönmesi engellenen eş de terk edilmiş sayılabilir.

Tek celsede boşanmak mümkün mü? 

Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında, kanuni şartların eksiksiz şekilde yerine getirilmesi halinde davanın tek celsede sonuçlanması mümkündür. 

Aldatma ispatlanamazsa ne olur? 

Zina nedeniyle boşanma davasında, zina fiiline dayanılıyorsa bu iddianın hukuken ispatlanması gerekir. Zinanın ispatlanamaması hâlinde mahkeme, yalnızca zina sebebine dayanarak boşanma kararı vermez. Ancak somut olayda sadakat yükümlülüğüne aykırı başka davranışların bulunması hâlinde, bu davranışların evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilmesi mümkün olabilir. 

Şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma nasıl olur? 

Uygulamada “şiddetli geçimsizlik” olarak ifade edilen durum, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanmaktadır. Eşler arasında yaşanan olaylar nedeniyle ortak hayatın sürdürülmesinin taraflardan beklenemeyecek derecede güçleşmesi hâlinde eşlerden biri boşanma davası açabilir. Mahkeme, tarafların ileri sürdüğü olayları ve bu olayların evlilik birliği üzerindeki etkisini somut olayın özelliklerine göre değerlendirir. 

STJ. AV. İLKNUR ÇİFTÇİ